Kayıtlar

  Kibre teslimiyet Gurur kibre dönüşünce  Safsatadan vesveselerle  niyetlendirilmiş kuruntular,  yıldızlanıyor.  İkircikli fikriler,  sineme madalyon ikiyüzlülüğü takmış,  peşimi bırakmıyor. Gurur kibre dönüşünce  Düşünmekten alaşağı oluyor  güzel şeyler  Düşünmek ki bir acı sancı  Falanca faslın filanca bestesinde  Buhranlardan bir güfte,  İfadesi zor, anlaması güç Şöyle diyor; kibir pusuda bekliyor.
  Evime hafif şiir, bazı insanlar girmiş İnsanlar gri Yalnız içlerinden biri... Hayır. Kaldırım kenarındaki hayalperest realist,  Duyguların faşizmi seni ele geçirmemeli
  Benden bana yazdıklarım  beni benden aldı ve ben,  bende değilim artık ve ben de.
 Bir hazan hatırası...  hikayeden teyyare değil,  Hakikat.  Hayat, hiç kazanamadığı bir kumar  Hayat, uzun bir matem düşün koynunda kaç gecesi zehir kaç zifirde yitirdi kendini  Bir hazan hatırası...  Farz-ı hicran yüreğinde külfet  mavzere yansımış günahları Tanrım, bu yiğitçe bir ihanet.  Affetmeniz mümkün mü affetmek mümkün değil.  kimse o kadar yüce gönüllü değil.  ne gelir ki elden: Gözlerinin yeşilinden küstahça  yaşlar dökülüyor  Gidiyorum  Sizden, kendimden Gülen gözlerinizden, gamzelerinden son kez öpüyorum Elveda
 Yarının hayali bugünü mahvetti Dünün pişmanlığına destanlar yazdım Yazgımı sövgülerle sineye çektim Karın tokluğuna  ot gibi yaşadım en derinde Ve çürüdüm değirmenin ahşap çıkıntılarında  Şimdi yalnız hafif şiir, bir de ben Her zaman zihnimde yer eden  fakat hiç kullanmayacağım o kelime var  Şimdi yalnız sorgularım var, yargıları olmayan  Sen söyle Dessas,  aciz terazi kimden yana çıktı  Sessizlik.  Öyleyse gül ve geç.  Hafif şiir, bir de benden kalanlar var  Benden kalan  metrup kasvetim,  halen özümde saklıdır  Rutubetli sokaklarım, yozlaşmış yurdumda ömrümün varisi üstüne çizgi çektiklerimdir

Zelil Cambaz

Üzerinde dans ettiğin iplerin  dolanıp da boynuna Kukla ettiğinde seni  İlan edilecek: Adı, Zelil Cambaz  Suyun hafızası rivayetlerini dillendirecek: Gemileri yeis deryalarında batmış Turkuaza gömüldüğünde  basireti bağlanmış  Akbabalar tepesinde beklerken Ferfecir beşiğinde Veryansın ninnileriyle uyuduğu bir derin uykusundan uyanmış

Nefs-i Katl

Çatlaklarla dolu duvarlarını boyadığım Sükunet Opesası'nda,  arialar yükseliyor: Rüzgarlara bağışladığım kin yağmurlarım,  Mütemadiyen sığındığım kederlerim,  Haykırışlarımın sessiz çığlığı...  Ahval facianın faili gözlerim.  Çünkü en çok gözler yalan söyler.  Yırtıklarla dolu sayfalarını ciltlediğim yamalı kitaplarımdan  bir mısra okunuyor: Yaş otuz beş, yolun yarısı eder,  Ben on yedide takılı kaldım.  Şimdi cenk sırası kendimle.  Nefsi katletmek icap ediyor.  Renklerini kaybetmiş bir ravza yalnız böyle can bulabilir.